www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


VII. Arapça ve yabancı kaynaklara göre sigorta sisteminin mâhiyet ve gâyesini açıklayan bir özet:
Yukarıda zikredilen kaynaklara başvurunca sigorta sistemi hakkında şu kısa neticeleri elde ediyoruz:
1. Bilinen ilk sigorta sistemi, milâdî on dördüncü asırda, denizler aşan yük gemileri ile onların taşıdığı mallar üzerine, devamlı marûz bulundukları tehlikelere karşı yapılmış olan deniz sigortasıdır. Sonra bunun önemi ve faydası anlaşılınca, sistemli bir deniz tedbiri hâline getirilmiş, kanûnî bir düzen içinde kaide ve esasları tanzim edilmiştir ki; ilk deniz sigortası kanunu budur ve milâdî 1435 tarihinde çıkan bu kanun, Barselona emirnâmesi "Ordonance de Barcelone" adıyle anılır. Mezkûr, kanun ile deniz sigortası akdinin unsurları, kaideleri, kuruluş şartları, neticeleri, icrâ ve takibât yolu düzenlenmiş, ilgili anlaşmazlıkları halletmek üzere mahkemeler tayin edilmiştir.
Kara sigortası ancak uzun bir zaman geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Önce taşıma tehlikelerine karşı malların sigortalanmasıyla başlamış, zamanla insanın hayat ve mesûliyetine kadar her sâhaya yayılmıştır. Artık çeşitli dillerde -bu mevzûda- kitaplar yazılmış, çeşitli ülkelerde umûmî medenî kanunlar veya husûsî kanunlar ile hükümleri tanzim edilmiştir.
Deniz sigortasının daha eski oluşunun sebebi, ilk denizcilik devresinde gemiler ile taşıdıkları malların çok tehlikeye marûz bulunmasıdır. İşte bu sebeple, ferdleri mahvedecek felâketleri azaltmak ve telâfî etmek üzere deniz sigortası ortaya çıkmıştır.
2. Mal üzerine yapılan sigortalarda, hiçbir durumda değişmez bir esas; bu sigortanın hakikî tazmînâta dayanan bir akit olmasıdır. (Contrat indemnitaire). Buna göre, sigortalıya yalnızca malının gerçekte zarara uğrayan kısmı tazmin edilir. Bunun dışında onun herhangi bir servet elde etmesi câiz değildir; böyle olmasaydı, sigorta edilen malın kazaya uğraması, sahibi için sâlim kalmasından daha avantajlı olurdu ki bunun, kabûl edilemiyecek birçok mahzurları olduğu âşikârdır. Bunun tek istisnâsı hayat sigortasıdır; bunda ölüm vukûbulunca âilenin veya tazmînâtın ödenmesi gereken şahsın, sigortalının ölümü dolayısıyle marûz kaldığı zarara bakılmaksızın, akitte kabûl edilen meblâğın tamamı ödenir.
3. Sigortanın bütün teknik esasları tek eksene dayanır ve onun etrafında döner; bu da: aynı tehlike ile karşı karşıya bulunan bir topluluk arasında karşılıklı tazmînâtı gerçekleştirmektir; öyle ki haklı olarak sigorta "karşılıklı tazmînât tekniği" diye vasıflanmıştır. Sigortadaki bu karşılıkla tazmînât üç şeyi gerekli kılıyor ve getiriyor:
a) Sigortalıların karşılıklı yardımlaşması,
b) Kazâ ve tehlikeler arasında takas,
c) Muntazam istatistik ve takipten faydalanma.
Bu karşılıklı yardımın görünüşü sigortanın şekline göre değişmektedir. Sigortanın iki esas şekli vardır:
a) Mübâdeleye dayanan sigorta (assurance mutuelle)
b) Muayyen prim karşılığı sigorta (assurance à prime).
Bizdeki sigorta kanununun tanzim ettiği, bu ikinci nevi sigortadır.
Açıklama:
a) Mübâdele esasına dayanan sigorta, aynı tehlikeye mârûz kalan kişilerin muayyen meblâğlar ödeyerek üye olmaları yoluyla kurulur. Üyelerden herhangi birisi, sigortaya mevzû teşkil eden zarara marûz kalınca, toplanan meblâğdan onun zararı ödenir. Toplanan meblâğ kazâ zararlarının tazmini için kâfi gelmiyorsa, meblâğın arttırılması cihetine gidilir. Tazmînâtlar ödendikten sonra artan olursa ya ülkelere iâde edilir, yahut da gelecek için ihtiyat olarak muhâfaza edilir.
Bundan anlaşıldığına göre mübâdele sigortası, kâr gâyesi gütmeyen karşılıklı yardımlaşma ve taahhüt kooperatifine benzemektedir. Bu nevi sigortada, samimî yardımlaşma düşüncesi, vâsıtasız bir şekilde kendini göstermektedir.
b) Daha yaygın olan prim karşılığı sigortaya gelince, burada gerçekleşen yardımlaşma yanında kâr gâyesi ve karşılık unsurları da bulunmaktadır. Bu sigortada kazâ vukûbulunca şirketin ödediği tazminât ile sigortalılardan topladığı primler takas edilmek sûretiyle yardımlaşma, ancak bilvâsıta gerçekleşmektedir. Yâni gerçekte zarar görene tazmînâtı, şirket nezdinde biriken primler vâsıtasiyle sigortalıların hepsi birden ödemektedirler. Fakat ödenen tazmînattan artan prim bakiyesi şirketin kârı olmakta; mübâdele sigortasında olduğu gibi sigortalılara geri verilmemektedir. Sigorta sistemindeki bu karşılıklı yardımlaşma ve tazmînât esası, onu kumardan ayıran en önemli vasıftır.
4. Sigorta sisteminde yardımlaşma düşüncesi ancak, felâketi ve onun neticelerini mümkün olduğu kadar çok kişi üzerine dağıtarak gerçekleşmektedir. Sigortalıların sayısı ne kadar artarsa zararın bölünmesi ve dağıtılması da o nisbette artmaktadır. Öyle ki; azamî dağıtma işinin gerçekleşebilmesi için yeni metodlar bulmuşlar; âdetâ onu sıfıra kadar dağılma noktasına yaklaştırmışlardır; bu, adına "réassurance" dedikleri, tekrar sigorta yoluyle temin edilmektedir. Sigorta şirketinin, ödeyeceği tazmînatı, beynelmilel büyük şirketlere sigorta ettirmesinden ibâret olan bu usûle ben "birleşik sigorta" demeyi uygun buluyorum.*
5. Mesûliyet sigortası geniş, şumûllü, yaygın, önemli bir sigorta nev'idir. Kanuna göre akitten ve kusurdan doğan her iki hukukî mesûliyete de şâmildir. Ancak sigortalının fi'linden doğan cezaî mesuliyet ile kasıtlı ve hileli fiilinden doğan mesûliyet bu sigortanın dışında kalır ki; sigortası meşrû olan iki mesûliyete bağlı hatâ, kasten veya hîle yoluyla işlenmesin ve sigorta suç işlemeye yol açmasın! Kanûnî sınırları içinde yapılan mesûliyet sigortası ile sigortacı, sigortalının marûz kalacağı medenî; yani mâlî zararları ödemeyi taahhüt etmiş olur. Trafik kazâlarında zarar görenlere karşı araba sahibinin -suç dışında kalan- tazmînât mesûliyeti buna örnektir.
Mesûliyet sigortası, kazâdan zarar görenler için faydalıdır; çünkü hâdiseden mesûl olan kişi fakir olup, tazmînât da büyük olsa bile mağdurların tazmînât almalarını sağlar; aynı zamanda bu, tazmînâtın ağır yükü altında ezilme durumunda olan kanûnî sorumlu için de faydalıdır.
6. Şahıslar için muayyen bir tehlikenin zararını izâle eden her iktisâdî ve meşrû menfâat sigortaya mevzû teşkil edebilir. Sigorta insanın kendisinin, ona bağlı bulunan kimselerin selâmeti ile mal ve haklarının selâmetini çerçevesine almaktadır. Hayat sigortası; yangın, deniz kazâları, diğer beklenmiyen kazâlar ve zararlar, hırsızlık, başkalarından gelecek her nevi tecâvüz -suç mesûliyeti ile bizzat mesûlün hîlesi ve kastî hatâsıyle meydana gelen hukuki sorumluluk mesnesnâ olmak üzere- bütün yukarıdaki durumlar ve hâdiseler sigortaya dahildir.


(*) Zararın sıfıra yakın dağıtımı primlerin azalması sonucunu doğurmalıdır; halbuki daha ziyâde şirketlerin kârlarını büyütüyor. (H. K.)

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler