www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Prof. Dr. M. AHMED EZ-ZERKÂ

İslâm'a göre SİGORTA

Önsöz
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Doğru yolun rehberi, ebedî İslâm dîninin sâhibi efendimiz Muhammed Mustafa'ya ve Allah'ın bütün peygamberlerine de salâtü-selam olsun.
Üyesi bulunduğum "Fen, Edebiyat ve İçtimaî İlimler Meclisi"nin, "Hukuk ve Siyâsî İlimler Komisyonu", 15-20 Şevvâl 1380 (1-6 Nisan 1961) tarihinde Dimaşk Üniversitesi konferans salonunda "İslâm Hukuku Haftası" adı altında bir kongre tertip etmişti. 1951 Temmuz'unun başında Paris'te, devletlerarası seviyede tertip edilen ve Suriye Üniversitesi'ni temsilen iştirâk ettiğim halkaya nisbetle, bu halka ikincisini teşkil ediyor.
Dimaşk'ta tertip edilen ve çeşitli İslâm ülkelerinden birçok âlimin katıldığı bu ikinci halkanın mevzûlarından birisi de; yeni ve önemli olması yanında, üzerinde derin bir hukukî araştırmaya şiddetle ihtiyaç duyulan şu mevzû idi: İslâm hukuku açısından sigorta. Bu mevzûun önemi, bütün dünyada ve İslâm ülkelerinde toplum hayatının ve iktisadî faâliyetin içine bu kadar girdikten ve bu ölçüde kullanılmaya başlandıktan sonra, İslâm hukukunda bu yeni akdin hükmünü aydınlatmanın zarûret hâline gelmiş olmasında odaklanıyordu. Çünkü bu akit, çeşitli tehlikeler karşısında malın sigortaya bağlanmasından tutun da trafik kazalarına, hava nakil şirketlerinin uçak ve benzeri vâsıtalarında seyâhat eden yolcuların hayatına ve -ölüme marûz kaldıklarında çocukları ve ailelerinin faydalanması için- şahısların hayatlarına kadar hemen her sâhaya yayılmış bulunuyordu.
Muâsır İslâm hukuku âlimlerinin, sigortanın ve bilhâssa hayat sigortasının cevâzı üzerinde farklı görüşlere sahip bulundukları bilinmektedir. Bunların ekserîsi, bugün bütün dünyada hâkim olan ve muâsır hukukların benimsediği sigorta sistemini, derinliğine incelemeden, ilk nazarda haramdır diye mahkûm etmişlerdir; çünkü onlara göre sigorta kumar gibidir, hayat sigortası ilâhî kadere karşı bir kefâlet mâhiyetindedir, bunu yaptıran müslümanın imanı tehlikeye girer; zîrâ bu, öldüren ve dirilten, eceller elinde olan Allah'ın hüküm ve kazâsına tecâvüzdür. Bazı İslâm hukuku âlimleri de, umûmî olarak sigortanın İslâm dîni yönünden câiz olduğunu söylemişler; fakat mevzûu derinliğine, bütün nevileri ve durumları ile incelemeden, haram diyenlerin şüphelerini giderecek, ilmî iknâ için kâfi delîller ileri süremeden bu hükme varmışlardır.
Şüphe yok ki bu kadar ehemmiyeti olan teâmülî, hukukî ve iktisadî bir müessesenin -müslüman ve gayri müslim insanların hayatına bu ölçüde girdikten sonra- dînî hükmünün, çarpışan ve olgunlaşmamış fikrî görüşler arasında müphem kalması, dînine bağlı kimselerin ihtiyaç sevki ile günah korkusu arasında şaşkın vaziyette bırakılmaları câiz değildir. İşte bu sebeple, zikri geçen hukuk haftasında tebliğimin mevzûu olarak, ciddî, dikenli müşkül bir mevzû olduğunu bildiğim halde sigortayı seçtim; hattâ bunun araştırma mevzûları arasına katılması da hazırlık komisyonunda benim teklifim ile gerçekleşmiş oldu.
Bu sigorta sisteminin fıkıhtan çıkarılacak olan şer'î hükmü -müsbet veya menfî- Allah'ın izni ile doğruya en yakını olsun diye, kanunî kaynaklarından gerçek malûmatı elde etme istikâmetinde elimden gelen gayreti sarfettim. Allah Teâlâ'dan bu mesâimi yalnız rızây-ı şerifine münhasır kılmasını, kabûl buyurmasını ve nûrlu dîninin, ebedî büyük hukuk nizâmının hizmeti yolunda sarfedilmiş olarak kaydetmesini niyâz ediyoruz.
Araştırmam beni, bir güçlüğe marûz kalmadan sigortanın câiz olduğu hükmüne ulaştırdı. Bu mevzûdaki delîllerim, tebliğimi sunarken ve bunu takip eden gün münâkaşa celsesinde, muhterem kongre üyelerinin itirazlarına verdiğim cevaplar arasında genişçe zikredilmiştir.
Eğer isabet etmiş isem bu Allah'ın lütfu, nimeti ve muvvaffak kılması ile olmuştur; eğer içtihadım doğru hükme isâbet etmedi ise bu, böylesine önemli mevzûu araştırma mertebesine nisbetle benim eksikliğimden olmuştur; fakat şefâatçim bu ilmî vazifeyi yerine getirme mevzûundaki iyi niyetimdir.
Kendi görüşümü muzaffer kılmak, muhaliflerimin delîllerini üstü kapalı geçmek istemediğim ve doğru ne ise ona ulaşmayı arzu ettiğim için, kendi tebliğimin metni ile beraber muhterem araştırmacı, allâme Profesör Ebû-Zehra'nın münâkaşa oturumunda ileri sürdüğü şifahî itirazları da neşrettim. Ben cevaplarımı, münâkaşa celsesindekine uygun olarak yazıp komisyona takdim etmiştim; üstad da bu cevapları gördükten sonra itirazlarını genişleterek kaleme almışlardı.
Yalnızca Prof. Ebû-Zehra'nın itirazlarını neşrettim; çünkü buna muhalif olan diğer âlimlerin itirazları daha fazlasını getirmiyordu.
Münâkaşada beni destekleyenlerin görüşleri yerine de yalnız kendi cevaplarımı neşredeceğim.
Artık her iki tarafın delîllerini okuyup anladıktan, geniş İslâm hukukunun fürû ve usûlü sahasında marûf olan ilmî ölçüler ile değerlendirdikten sonra, vicdanını ve diyânetini tatmin eden helâl veya haram görüşlerinden birisini tercih etmesini ve buna göre hükmeylemesini okuyucuya bırakıyorum.
Doğru yolu gösteren ve muvaffak kılan yalnızca Allah Teâla'dır ve tek sığınılacak merci de O'dur.

20 Şevval 1381 M. Ahmed ez-Zerkâ
26 Nisan 1962 İslâm Hukuku Haftası Kongre Üyesi


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler