www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Netice

Konferanslarımı sonuna getirirken geçen önemli noktaların bir özetini vermek istiyorum.
Son yüzyılın tarihi içinde ortaya çıkan - birçok kalkınmakta olan ülkenin örnek kabûl ettiği- başarılı modellere bakınca, bütün bunlarda ortak, önemli bir özellik görüyoruz: Kalkınma sürecinde halkın aktif katılımı.
Çoğu kez halkın katılımı acılara, kurbanlara mâl olmuştur; fakat ister cebrî, ister hür olarak katılmış olsunlar halkın davranış ve ahlâkı, kalkınmanın seyrine engel olmamıştır.
Günümüzde İslâm devletleri halk için cebir ve zorlama tedbirleri almak istemediğine ve alamayacağına göre, kalkınmanın kaderi, halkın hür iradeleriyle katılmalarına bağlı kalıyor. Yâni kalkınma yalnızca yukarı tabakadan bir azınlığın gayretiyle gerçekleşemez; bu gayrete geniş tabanın gayretlerinin de eklenmesi zarûrîdir.
Tarihin ve geçmişin tecrübelerinden faydalanmak istersek önümüzde, kalkınma stratejisinin üç unsurunu görürüz ki; bunu üç (M) ile ifade etmek mümkündür.
(M1): Müessir, (M2): Münevverler, (M3): Müesseseler, Cebir ifadesiyle durum şudur:
X= M1 X M2 X M3
Şöyle değildir;
X= M1 + M2 + M3
Her unsur ayrıca önemli olduğu ve hiçbirinden vazgeçmek mümkün bulunmadığı için bu böyledir. Kalkınma fırsatı yalnızca dışardan gelecek maddî ve teknik yardımlara bağlı kalamaz. Kalkınma sermâye teşkili maksadıyle üç (M) yi birleştiren bir sistem ister.
Bu sistemin yeterli ve güçlü sâikleri olmalıdır. Biz bu sâiklere müessir (etken) diyoruz ve bunu İslâm devletinin medenî terkibinde buluyoruz; başka bir ifade ile İslâm dîninden beslenen rûh kuvvetinde görüyoruz. Sonra bu müessiri, insanların karakteri, arzu, istek ve duygularıyla kaynaşacak şekilde iktisâdî kalkınmanın yeni talep ve şartlarıyle birleştirmenin zarûretine inanıyoruz.
Bütün İslâm ülkelerinde sembolleşen manzara; aydınlar çoğunluğunun olumsuz tutumu ve bunun yanında uygun, işe yarar müesseselerin yokluğudur. Büyük ölçüde üç (M) ye dayanacak yerde, hükûmete dayanan her yol ve metodun hâkim rengi, marûz kaldığı problem budur.
Açıkladığımız gibi, İslâm ülkelerinde çıkış yolunu bulmak mümkündür. Bu, dinden ve paradan faydalanmak sûretiyle olacaktır. Bu unsurların ikisinde de, istenen ahlâk ve davranışa sımsıkı bağlanması mümkün cezâlar ve mükâfatlar vardır. Ve bu sâyede insanî güçler tahrik edilebilecektir.
Muayyen bir ideloji ile çarpışmadan -üç (M) için inceden inceye hesaplanarak- çizilmiş hedefe varabilmek maksadıyla üç şart ortaya koyduk:
1- Tasarruf eğitimi
2- Güven eğitimi
3- Yatırım ve üretim yolunu tıkayan pürüz ve zorlukların ortadan kaldırılması.
Tasarruf ve kredi, yatırım, zekât ve sosyal hizmetlerden ibaret üç hesabı veya sandığı olan, merkezdışılık ve ortaklık prensiplerine göre çalışan bir banka vâsıtasıyle -teklif edilen stratejiyi- denemek ve üç (M) yi birbirine bağlamanın uygulamalı sonucunu görmek mümkün olmuştur.
Sosyal değişmeye ve bunun iktisâdî bünyeye tesirine paralel olarak, vatandaşların ahlâk ve davranışlarının değişmesi neticesinde -dengeyi bozmadan ve sıçramanın mahzurlarına uğramadan- kalkınma hareketi başlamaktadır.
Üç sandığın karşılıklı ve çeşitli tesirlerinin işlerliği sabit olmuş, ülkelerimize sokulan ve ihtisasa dayanan kurumların, bilhâssa para ve iktisat politikası bakımından daha basit bir dönemde bulunan ülkelerde, tesirli ve işler olamayacağı anlaşılmıştır.
Burada kısaca bu mevzûdaki tecrübeden elde ettiğimiz bazı neticelere işâret etmek uygun olacaktır.
Amelî uygulama, zikre değer bir güçlükle karşılaşmadan yürümüştür. Fakat dikkatleri, özel neviden üç probleme çekmek bize önemli görünüyor.

Birinci Problem:
Fikir karşısında devletin (hükûmetin) durum ve tutumu; işe iman ve heyecanla sarılıp sarılmaması. Teklif edilen stratejiyi destekleme eğiliminin zayıf olması başlangıçta işi güçleştiriyor. Bu zâafın sebebi, meselâ bazı hükûmetlerin -kendileri hızlı adım atarken bu stratejiyi, hataya düşerek yavaş bulmalarıdır. Bununla beraber başlangıçta bütün istenen şey, idarî masraflar karşısında müessesenin ayakta durabilmesi için malî yönden desteklemedir. Bir de bankanın faâliyetleri için kanûnî çerçeve gerekir.
Diğer yönden mahzuru oldukça önemli olan bir problem de hükûmetin, bankanın bağımsızlığını kaybetmesi ölçüsünde idaresine karışması, lüzumundan fazla müdâhale etmesidir.
Bir yandan desteklenmesinin istenmesi, diğer yandan müdâhelesine karşı çıkılması çelişik görülebilir; fakat Almanya'da Shulz ve Rayf Bisen'in rehberliğinde hükûmet müdâhalesine karşı yardımlaşmanın nasıl gerçekleştiğini, bürokrasinin müdâhelesine götüren her yardımı nasıl reddettiklerini ve bunun, başarının temel sebebini teşkil ettiğini gözönüne alırsak bunda garipsenecek bir taraf olmadığını görürüz.
İkinci Problem:
Stratejinin tatbikinden sorumlu olacak yetişmiş personelin azlığı ile kredi alanların ehliyet eksikliğidir. Fakat husûsî bir yetiştirme merkezi veya enstitüsü kurmak sûretiyle bu güçlüğü de yenmek mümkündür.
Aynı şekilde kredi alanlar ile üretim ve yatırım yapanları yetiştirmek üzere bankaya bağlı, meslekî eğitim merkezi kurmak mümkündür.
Kezâ; bütün sâhalardaki tecrübeleri inceleyerek stratejinin emrine verecek milletlerarası bir kuruluş da meydana getirilebilir.

Üçüncü Problem:
Proje kendini gösterinceye ve kendine yeterli hale gelinceye kadar asgarî malî kaynak yetersizliğidir.
Projenin yürümesi işte bu problemlerin çözülmesine bağlıdır. Bilhâssa birinci problem hal yoluna girince, İslâm devletlerinde herhangi bir hükûmetin, bu küçük maddî ihtiyaçları karşılayacak tedbirler alması da imkân dâhiline girer.
Konferansımızın sonunda şuna da işâret etmek isteriz: Dünyanın içtimaî ve iktisadî büyük fikir adamlarından birçoğu -anlatıldığı şekliyle- fâizsiz çalışan bankalar sistemini tetkik ettiler ve sistemin sağlamlığı, kuruluş prensiplerinin sıhhati üzerinde birleştiler. Bu bazı üniversiteleri, "mezkûr sistemi, kalkınmakta olan ülkelere yaymak üzere danışmalarda bulunan devletlerarası bir enstitü" kurulması fikrine bile itmiştir.
Burada, İslâm dünyası dışından iki değerlendirme sunmakla yetineceğiz:
Bunlardan birisi Washington Devletlerarası Pedagoji Enstitüsü Müdürü R. K. Reedi'ye; diğeri ise Köln Üniversitesi, Bankalar Kürsüsü Profesörü ve Almanya Devletlerarası Ticaret Enstitüsü Başkanı Ritterz Havzen'e aittir.
R.K. Reedi şöyle diyor:
Fâizsiz Arap Tasarruf Bankaları projesini şu önemli sebeplerden dolayı enine boyuna inceledim:
a) Bu proje kendi nev'inde tektir.
b) Çok yönlü derin ve orijinaldir.
c) Teknik kuruluşu sağlamdır.
d) Kendisini yenileyen yaratıcı bir projedir. Yâni çözümü, yaratıcı güç ve mahâret isteyen yeni ve çeşitli problemleri çözme imkânına sahiptir. İşte bu vasıfları -benim gördüğüme nazaran- projeyi, kalkınma problemlerini çözmeye yönelen modellerin en parlağı hâline getiriyor.
Projede, bölge halkının katılmasını sağlayan müstesnâ bir model buldum; bu, fiilen kalkınmayı gerçekleştirmek için başvurulan çârelerin en faydalısına uygun düşmekte, onunla kaynaşmaktadır. Gerçek kalkınmanın - Chester Polz'un öne sürdüğü gibi- mahallî katılma olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir.
Halkın ulaşılmamış emelleri, korkuları, doygunlukları, başarısızlıkları yalnızca siyâsî istikrarın değil, aynı zamanda kalkınma hareketinin de anahtarı oluyor.
Proje, hâlihazırda başarılı görünüyor; başarılı adımlarının birbirini takip edeceği de anlaşılıyor; çünkü başarı yine başarı doğurur.
Kalkınmanın temel unsuru kendisini, (bölgenin) kendi gücüne dayanma özelliğinde göstermelidir. Bu, kredi ve borç vermeden daha faydalı ve önemlidir. Bu sâyede en az külfet ve masraf ile iktisadî, içtimaî ve ahlâki birçok iyi neticeyi gerçekleştirmemiz mümkün olmaktadır.
Bölgesel-yerel tasarruf bankalarının kuruluşu gerçek mânada çığır açan, bütün kalkınmakta olan ülkelerin uygulayabileceği, model olabilecek bir denemedir.
İslâmî esaslara bağlılık, sistemde ve sistemin fâizden arınmış bulunmasında açıkça görülmektedir. Bu sebepledir ki proje, bir yandan inançlarını okşadığı, diğer taraftan da ihtiyaçlarına cevap verdiği için halkın büyük desteğine mazhar olmuştur. Bu durum; sosyal kalkınmanın bütün basamaklarında devamlı olarak güven ve itimadı güçlendirmiştir.
Dr. En-Neccâr sosyal kalkınma sahasına büyük düşünce getirmiş ve bu düşüncenin arkasında iman ile taassubun mücâdelesi gizlenmiştir.
Dr. En-Neccâr'ın tam güven içinde bu projeyi, sosyal kalkınmanın aktif, iş gören bir yolu, metodu olarak takdim etmesi mümkündür.
Ritterz Havsen de şunları söylüyor:
"Bölge sanayiinin vücût bulup gelişmesi farziyesi, finansmana katılma prensibinin hâkim olmasına bağlıdır.
Ortaklık esasına dayanarak kalkınma düşüncesi fâizi yasaklayan Kur'ân prensibine uygun düşmekte ve ortaklık esasını teyit eden İslâm dîni ile kaynaşmaktadır. Ayrıca Kur'ân, kalkınmada bu yolu tutmaya dâvet etmektedir. Bütün bunlar modelin, İslâm milletlerinin dînî şuurları ve siyasî duygularına uygun düşmektedir.
Bu faktörün önemi Almanya'da bize garip görünmüyor. Alman milletinin bu şuur ve duygularına dayanmadan, yerel kredi müesseseleri için yaygın yardımlaşma ve büyük düzenlemenin bugünkü seviyelerine gelmeleri aslâ mümkün değil idi...
Bu sistem üzerinde etraflı bir tefekkür, yalnızca Kur'ân esaslarına uygun düşmekle kalmayıp, İslâm dîninin teyit ve teşvik de ettiği amelî yollar bulunabileceğini teyit etmektedir..."
Allah'tan bizi gözetmesini, gözümüzü açmasını, doğru ve iyiyi gerçekleştirmeye muvaffak kılıp faydalandırmasını, idârecilere, vatanları için en uygun yolu göstermesini, onları hâin, hasetçi ve kindar düşmanların tuzaklarına düşürmemesini niyâz ediyorum. O, gönülden kopup gelen duâları işitir ve kabûl buyurur. Allah'ın selâm, rahmet ve bereketine mazhar olunuz!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler