www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kârlılık:
Bu altın kaidenin üçüncü unsurudur.
Kazanç bankanın asıl hedefi olmamakla beraber bağımsızlık ve şahsiyetini koruyabilmek için, idarî masraflarını bizzat karşılamak mecbûriyetindedir.
Buradan hareketle kârlılık prensibi üzerinde biraz açıklama yapacağız:
Bankada kârlılık prensibi hakkında hükme varabilmek için iki önemli nokta veya ciheti araştırmamız gerekir:
1. En az külfet ve masrafla tasarrufları toplama imkânı.
2. Bu tasarrufları yeterli kârlılık içinde işletme ve değerlendirme gücü.
Bunları biraz açalım:
1. Teklif edilen sistemin tabiatı ve bankanın yüklendiği "halkı harcama konusunda eğitme ve yol gösterme" vazifesi, şüphesiz mâlî yükler ve büyük külfetler getirmektedir.
Mesele masraf ve külfet ile alâkalı olduğuna göre şunu sormamız gerekiyor:
Masrafı hangi birime kıyasla ölçeceğiz?
Kanâatimize göre bu, tasarruf miktarı değil, müşteri ve iş miktarıdır.
İlk deneme ile alâkalı istatistikler, masraf ve külfetlerin muntazam bir şekilde azaldığını gösteriyor. Bu da iki sebebe dayanıyor:
a) Banka personeli kısa bir müddet sonra tecrübe ve meleke kazanıyor; masrafın azalması da buna paralel yürüyor.
b) Çalışanların verimliliği kısa bir müddet sonra en rantabl seviyeye ulaşıyor.
Aşağıdaki rakkamlar yeni tasarruf sahibi erkeklere, kadınlara ve muâmeleye ait masrafları cüneyh olarak göstermektedir:



Bu rakkamlar gözden geçirilince sistemde kârlılık unsuruna hükmetmek kolaylaşmaktadır.
Bunun yanında kuruluş masraflarının büyüklüğü sebebiyle başlangıçta masrafın yüksek olduğunu gözönüne almak gerekiyor ki, bu bizi, masrafı yıllara dağıtma zarûretini kabûle götürüyor.
2. İkinci nokta tasarrufların toplanması idi. Deneme bankanın devamlı bir artışla tasarrufları toplama kâbiliyetini açıkça göstermiştir. Masrafın devamlı olarak azaltmakta olması da, sıhhatli bir iktisâdî vâkıayı gösterdiği gibi yatırıma merkezî bir önem verdiğimiz takdirde, kârlılığın yüksek nisbetlerde gerçekleşeceğine de işâret ediyor.
Bu sebepledir ki meselâ ticaret bankası her kredi veya üretim işleminde şu soruları yöneltiyor:
Yüksek gelirine rağmen kredinin büyük mâlî rizikoları var mıdır? Yoksa kredinin rizikosu az fakat geliri de düşük müdür?
Maddî gelir ile rizikonun mukâyesesi, ticaret bankalarının veya umûmiyetle para muâmelesi yapan müesseselerin en önemli vazifeleri cümlesinden oluyor.
Amma bizim sistemimizde bu sorulara verilecek cevaplar ikinci derecedeki faktörler arasında kalıyor. Çünkü burada bankanın önceliği alan başka hedefleri vardır ve bu hedefler durumlara, konumlara ve şartlara göre değişir.
Şu halde bankanın, sistemden beklenen hedeflere paralel, kendine mahsus hükümleri, değerlendirmeleri ve faâliyet sâhası olarak seçtiği toplumun problemlerine toplu bakışı vardır.
Meselâ içinde bulunduğu siyasî ve iktisâdî şartlar, yatırımların kârlılığına ve ferdî teşebbüse mâni oluyorsa, bankanın merkezî hedefi vatandaşlara kredi eğitimi vermek ve çalışanları yetiştirmek oluyor; yâni banka kamu hizmetine katılıyor.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler