www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


3. Müşâreke (sermâyede ortak yatırım ve teşebbüs) yerine murâbaha (peşin alıp vâde farkı ile satma) :
Teoride İslâm bankaları ya finansman karşılığında bir şey almayacaktı, yahut da elde edeceği, mudârabe ve müşâreke şekillerindeki ortak yatırım ve ticaret sonucu, hissesine isabet edecek şey kâr ve zarar olacaktı. Bunlardan birincisi, ekonomisini topyekûn İslâmîleştirmemiş bir ülkede mümkün olamazdı. Ancak ikincisi, İslâmî olmayan ekonomik çevrede, İslâm bankaları vâsıtasıyle gerçekleşebilirdi. Her iki usûlün de bir yandan İslâm'ın rûh ve amacına, diğer yandan İslâm ekonomisinin genel prensiplerine uygun bulunduğunda şüphe yoktur.
İslâm bankacılığı konusunda ilk düşünen ve yazanlar arasında murâbaha usûlünden bahseden olmamıştır. Bu usûlü 1976 yılında takdim ettiği doktorasında ilk ortaya atan Dr. Sâmî Hammûd olmuştur. Bu formül sonradan çıkmıştır ama - boynuzun kulağı geçtiği gibi - diğerlerini geride bırakmıştır. İslâm bankalarının yüzde seksenlere varan nisbetlerde murâbahaya yönelmelerinin makûl sebepleri vardır: İslâm ülkelerinde yürürlükte olan mevzûât, fıkıhta bahis mevzû edilen şirketlerin uygulanmasına müsait bulunmamaktadır. Bazı teviller, yorumlar, müsâmahalarla kanunî şirketler ile fıkıhtaki şirketler uzlaştırılsa bile, İslâm dünyasında hâkim bulunan İslâmî eğitim eksikliği yüzünden, bankaların ortaklık edeceği müteşebbislerin hesaplarına güvenmek mümkün değildir. Klâsik bankalarla muâmeleye alışmış bulunan Müslümanlar (!) İslâm bankalarına para yatırmaya geldiklerinde, ne müddet sonra ne alacaklarını bilmek istemekte ve bu geliri bir an önce elde etmeyi ummaktadırlar. Bütün bu sebepler; İslâm bankalarının daha ziyade murâbahaya yönelmeleri sonucunu doğurmuştur. Ancak bu usûlü ölçüsüz ve büyük nisbetlerde kullanmanın olumsuz, amaca aykırı sonuçları da vardır:
a) İslâm bankacılığının teorik temeli, finansmanın önceden belli bir bedel (fâiz) karşılığında değil, hâsıl olacak kâra veya zarara ortaklık karşılığında yapılmasıdır. Murâbahada banka, peşin olarak satın aldığı mala belli bir kâr ve vâde farkı koyarak müşterisine satmaktadır; bu durumda bankanın kârı önceden bellidir ve garanti altına alınmıştır, müşterinin aldığı mal, âlet ve edevât ile edeceği kâr veya zarar bankayı ilgilendirmemektedir. Murâbaha usûlü, şekil bakımından meşrû ve fıkıh kaidelerine uygun olmakla beraber, hâsıl ettiği sonuç itibariyle kapitalist banka işlemlerine yaklaşmaktadır.
b) Murâbaha yoluyla finansmandan en büyük pay ticaret kesimine düşmekte, sanâyî ve zirâat kesimlerinin işletme sermâyesini temin için yapılan mürâbahalı finansman düşük kalmaktadır.
c) Ticaret kesiminde de mürâbahalı finansman, daha ziyâde dış ticaret ve özellikle ithâlâtta kullanıldığı için İslâm ülkelerinin dış ticaret bütçelerinin bozulmasına dolaylı olarak sebep olmaktadır.
Geçiş döneminde İslâm bankalarının mürâbaha usûlünü kullanmalarına zikredilen darboğazlar sebebiyle müsâmaha gösterilse bile, bunun yüzde olarak sınırlandırılmasında, bu sınırın aşılamamasında fayda, hattâ zarûret vardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler